Kuşluk namazı ile ilgili hadisler?

Kuşluk namazıyla ilgili pek çok hadis mevcuttur;

Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi:

Dostum Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana her ay üç gün oruç tutmayı, iki rek’at kuşluk namazı kılmayı ve uyumadan önce vitri edâ etmeyi tavsiye buyurdu.

| Buhârî, Teheccüd 33, Savm 60; Müslim, Müsâfirîn 85, 86. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vitir 7; Nesâî, Sıyâm 81; Kıyâmü’l–leyl 28.

Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kuşluk namazını dört rek’at kılar, Allah’ın dilediği kadar da artırırdı.

| Müslim, Müsâfirîn 78, 79.

Ümmü Hânî Fâhite Binti Ebû Tâlib radıyallahu anhâ şöyle dedi:

Mekke’nin fethedildiği yıl Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i ziyarete gittim. O sırada yıkanıyordu. Yıkanması bitince sekiz rek’at namaz kıldı. Vakit kuşluk zamanıydı.

| Buhârî, Teheccüd 31; Müslim, Hayz 71, Müsâfirîn 81. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Tatavvu 12; Tirmizî, Vitir 15; Nesâî, Tahâret 143; İbni Mâce, İkâmet 187.

Zeyd İbni Erkam radıyallahu anh kuşluk namazını erken kılan bazı kimseleri gördü de şöyle dedi:

Şüphesiz bunlar da bilirler ki, kuşluk namazını sonraki bir saatte kılmak daha sevaptır. Zira Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Tövbe edip Allah’a dönenlerin (evvâbînin) namazı, sıcaktan deve yavrularının ayağı yandığı zamandır.”

| Müslim, Müsâfirîn 143.

Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor:

“Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) kuşluk namazını her kılışında mutlaka ben de kıldım.”

| Buharî, Teheccüd 5, 32 ; Müslim, Müsafirîn 75, 77, (717, 718) ; Muvatta, Kasru’s-Salât 29, (152,153); Ebu Dâvud, Salât 301, (1292,1293); Nesâî; Savm 35, (4,152).

Abdurrahman İbnu Ebî Leyla (rahimehullah) anlatıyor:

“Bize, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın kuşluk namazı kıldığını Ümmü Hâni ‘den başka kimse anlatmadı. O dedi ki:

“Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) Fetih günü, benim eve geldi, yıkandı ve sekiz rek’at namaz kıldı. Ben bundan daha hafif bir namazı hiç görmedim. Ancak rükû ve secdeleri tam yapıyordu.”

| Buharî, Teheccüd 31, Taksîru’s-Salât 12, Megâzî 50 ; Müslim, Hayz 71, (336) ; Müsafirîn 80, (336) ; Muvatta, Kasru’s-Salât 28, (1, 152); Ebu Dâvud, Salât 301, (1290, 1291); Tirmizî, Salât 346, (474); Nesâî, Tahâret 143, (1, 126); Gusl, 11, (1, 202).

Ebu Zerr (radıyallahu anh) anlatıyor:

“Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

“Her gün, sizin her bir mafsalınız için bir sadaka terettüp etmektedir. Her tesbih bir sadakadır. Her tahmîd bir sadakadır, her bir tehlîl bir sadakadır. Emr-i bi’l-ma’ruf bir sadakadır. Nehy-i ani’l-münker de bir sadakadır. Bütün bunlara, kişinin kuşlukta kılacağı iki rek’at nemaz kâfi gelir.”

| Müslim, Müsâfirîn 84, (720); Ebu Dâvud, Salât 301, (1286).

Büreyde (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

“İnsanda üçyüzaltmış mafsal vardır. Her bir maf sal için bir sadakada bulunması gerekir. ”

(Bunu işitenler): “Buna kimin gücü yeter?” dediler: Aleyhissalatu vesselam:

” Mescidde toprağa gömeceği bir balgam, yoldan bertaraf edeceği, bir engel… Bunları bulamazsa, kuşluk vakti kılacağı iki rek’at namaz!”

| Ebu Dâvud, Edeb 172; (5242).

Ebu Zerr ve Ebu ‘d-Derdâ (radıyallahu anhümâ) anlatıyor:

“Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Allah Teâlâ hazretleri dedi ki: “Ey Ademoğlu! Günün evelinde benim için dört rek’at namaz kıl, ben de sana günün sonunu garantileyeyim. ”

| Tirmizî, Salât 346, (475).

Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor:

“Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Kim kuşluğun bir çift (namaz)ına devam ederse, deniz köpüğü kadar çok da olsa, Allah günahlarını affeder.”

| Tirmizî, Salât 346, (476).

Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor:

“Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdularki:

“Kim kuşluk namazını oniki rek’at kılarsa Allah Teâlâ Hazretleri, cennette onun için altından bir köşk bina eder.”

| Tirmizî, Salât 346, (473).

Zeyd İbnu Erkam (radıyallahu anh) anlatıyor:

“Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyundular ki: “Kuşluk namazı, boduğun (yani deve yavrusunun) ayağı kumdan yanmaya başladığı andan itibaren kılınır.”

| Müslim, Müsâfirîn 43, (748).

Kim kuşluk namazını iki rekât kılarsa, o kimse gafillerden olmaz (yazılmaz). Kim dört rekât kılarsa, âbidlerden (ibadet edenlerden) yazılır. Kim altı rekât kılarsa o gün ona yeter. Kim sekiz rekât kılarsa, Allah onu çok kunut eden (kânitîn) kimselerden yazar. Kim on iki rekât kılarsa, Allah ona Cennet’te bir köşk bina eder.”

| Taberani, el-Mu’cemu’l-evsat, I,182

“Cennette bir kapı vardır ki ona duhâ kapısı denir. Kıyamet günü bir münâdi şöyle nida eder: Duhâ namazına devam eden kimseler nerede? İşte bu sizin kapınızdır, haydi Allah’ın rahmetiyle bu kapıdan içeriye girin.”

| Taberanî, el-Mu’cemu’l-kebîr, XX, 30

Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) bir mevkiye askerî birlik göndermiş, onlar da umulandan çok daha önce ganimetlerle dönmüşlerdi. Gazilerin kısa sürede böylesine bol ganimetle dönmelerini gıptayla karşılayanlar olmuştu. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onları teselli etmek için şöyle buyurdu:

“Size bunlardan daha yakınınızda olan, ganimet bakımından daha çok ve daha tez eve döndüren bir amelden haber vereyim mi? Sabahleyin duhâ namazını kılmak üzere namazgâha yönelen kimse, hem daha yakın bir gazvede bulunmuş, hem daha çok ganimet almış, hem de daha tez evine dönmüş olur.”

| Müsned, II, 175; Sahîhu İbn Hibban, VI, 276

Hz. Aişe (r.anha) huzuruna gelen insanlara şu tavsiyede bulunmuştur:

“Şayet benim önüme ebeveynim diriltilip getirilseler bile, bu duhâ namazını asla terk etmem.”

| Muvatta’, Salâtu’d-duhâ 325

Ashab-ı Suffe’den Ebû Ümame (ra) şu hatırayı nakleder: Bir defasında Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) sabahleyin mescitte oturuyordu. Derken Suffe ehlinden Ebû Zerr (ra) içeri girdi. Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) ona bu sabah nafile namaz kılıp kılmadığını sordu. Ebû Zerr (ra) henüz kılmadığını ifade edince ona namaz kılmasını emretti. Ebû Zerr de dört rekât duha namazı kıldı.

| Müsned, V, 265

Medine’de ikamet eden Sahabe-i Kirâm’ın yanı sıra Kubâ halkı da Peygamber Efendimiz’den (sallallahü aleyhi ve sellem) gördükleri üzere duhâ namazını kılmaya özen göstermişlerdir. Resûlullah Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) genellikle perşembe günleri kuşluk vakti Kubâ Mescidi’ne gider, halkla görüşme yapardı. Onlar da kendilerini mescitte karşılarlardı.

| Müsned, IV, 366

İbn Abbas (r.a.), Peygamber Efendimiz’in (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

“Ben iki rekât duhâ namazı ve vitir namazı kılmakla emrolundum. Ancak bu namazlar sizin üzerinize farz değildir.”

| Müsned, I, 232.

Peygamber Efendimiz’in (sallallahü aleyhi ve sellem) duhâ namazının farz derecesinde zorunlu bir ibadet olmadığını bildirmek üzere bazen bu nafile ibadeti terk ettiği de olmuştur. Nitekim Ebû Saîd el-Hudrî (ra) şöyle demiştir:

“Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) çoğu gün duhâ namazı kılmaya devam ederdi ki, biz galiba onu hiçbir gün terk etmeyecek derdik. Bazı günler de kılmadığı olurdu ki, biz galiba onu bir daha kılmayacak derdik.”

| Müsned, III, 36

Hz. Aişe şöyle demiştir:

“Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kuşluk namazını her defasında kılmamış, bazen terk etmiştir. Zîrâ O, çok sevdiği ve devamlı yapmayı arzu ettiği bir kısım amellerin insanlar tarafından sürekli yapılması neticesinde onlara farz kılınacağı endişesiyle onları kimi zaman terk ederdi.”

| Muvatta’, Salâtu’d-duhâ, 324

Yeni yorum gönder

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar