Dinin İnsanı Rahatlatan Etkisi

Dinin İnsanı Rahatlatan Etkisi

Dinin İnsanı Rahatlatan Etkisi

Din Arayışı

 

İnsanoğlu, varoluşsal sebeplerden dolayı yalnızlık duygusunu kendisinden uzakta tutmaya çalışmıştır daima. Bunun sonucunda da sürekli başka insanlarla ya da hayvanlarla bir diyalog kurmaya, yakın olmaya çalışmıştır. Bazen insan çeşitli sebeplerden dolayı psikolojik, çevresel ya da toplumsal bazda yakalayamadığı enerjiyi başka bir güçte, ilahi bir güçte aramıştır. O yalnızlığı gidermek için ilahi bir gücün var olduğuna inanmak istemiştir ya da o noktaya itilmiştir.

 

Soyut bir inanç kişiyi ister istemez bir noktadan sonra arayıştan kurtarmıştır. İnsanoğlunu cezbeden, rahat tarafta budur aslında. Geniş bir çerçeveden baktığımızda etki olarak insanın vicdani duygularını, korkularını yenmesi veya kendisini bir şekilde varoluşsal olarak rahatlatması gerekir. Din, duyguların doldurulmayan ya da doldurulamayan noktalarına değinmek için bire bir olgudur çoğu insan için.

 

Farklı toplumlardan, farklı kültürlerden esinlenerek de farklı dinler türemiştir günümüze kadar. İnsanlar kendi arayışlarına bir çözüm olması ümidiyle dinin rahatlatıcı tarafına kendilerini teslim etmişlerdir. Belki de bu aidiyet duygusu onları yalnızlıktan, korkudan arındırdığı için bu kadar cezbedici gelmiştir.

 

Din ve Devlet

 

Dinlerin tarihi çok eski yıllara dayanmaktadır. İnsanlar geçmişten günümüze kendilerine uygun gördükleri çerçevede bir şekilde ahlaki ölçütlerini, yaşayış biçimlerini, kültür renklerini bu temellere dayandırarak bir olgu yaratmışlardır. Yaşadıkları dünyaya bir vefa borcu gibi görebilirler bunu. Tüm bu saydıklarımızın neticesinde elbette ki bağlı oldukları devletlerde zaman zaman bu dinlerin etrafında şekillenmiştir.

 

Dinin gerektirdiği yasalar, kurallar bir şekilde devlet yasalarına da empoze edilmiş ya da bir kaç ufak tefek farklılıkla, temelde aynı kalacak şekilde topluma sunulmuştur. Zamanla değişen her şey gibi dinde de tarihle birlikte gelen bir evrim, kopma, etki, farklılaşma ya da çatışma ortamı her zaman olmuştur. Bunların temelinde insanların ahlaki ölçülerinin bıraktığı etki ve buna karşılık farklı duygu, düşünce, sorgulama biçimlerinin gelişimi geliyor diyebiliriz.

 

İnanan ve inanmayan, sorgulayan ve sorgulamayan insanlar tarihin farklı zaman dilimlerinde karşı karşıya gelmiştir, günümüzde olduğu gibi. Bu sorgulamalar, çatışmalar, tartışmalar neticesinde de farklı kültürler, farklı inanışlar, farklı dinler, farklı devlet anlayışları ortaya çıkmıştır. Kutsal saydıkları değerler bir bütün olmaya itmiştir bir şekilde.

7 Beğen

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir